DOSTOYEVSKİ'NİN ESERLERİ

                                 

Karamazov Kardeşler

Küçük bir Rus köyünde toprak sahibi olan Fedor Pavloviç Karamazov'un dehşetli, esrarengiz ölümü, kısa sürede yalnız yaşadığı beldenin değil bütün Rusya'nın ilgiyle takip ettiği bir dava haline gelir. Ölümden, toplumda hiç sevilmeyen, ömrünü ilkesizlikler üzerine kurmuş maktûlün büyük oğlu Dimitri Karamazov mesul tutulmaktadır...
Ne var ki; insanın bilgiyle donatılmış aklı ve maddi deliller, hayatın girift ve akıl almaz oyunları karşısında çoğu zaman aciz kalmakta ve kader ağlarını örmektedir...
Dostoyevski gibi güçlü bir düşünür ve edebiyatçının hayat, ölüm, aşk, erdem, para, fikir, sanat, felsefe ve ruh bilimine dair bir ömür heybesinde biriktirdiklerinin muazzam bir kurguyla birleşmesinden doğan Karamazov Kardeşler, dünya durdukça önemini kaybetmeyecek olay ve insan örgüsüyle, dünya edebiyatının en önemli yapıtlarından olma özelliğini sonsuza dek koruyacaktır...

İnsancıklar
İnsancıklar'ın mekanı, pek çok Dostoyevski öyküsünde olduğu gibi yine Petersburg. Büyük ustanın, o güçlü üslubuyla anlattığı; sıradan, pek fazla dikkat çekici olmayan, fakir insanların dostluk ve sevgi öyküsü. ‘...Nedense, bahar insanda sıcak ve mutlu hisler uyandırıyor. Tabiatla birlikte insanın duyguları da canlanıyor. Ben ki, hayatta dikili ağacı olmayan zavallı bir ihtiyarım. Düşünebiliyor musun, ben bile hayal kurabiliyorum!


Beyaz Geceler
Beyaz Geceler' Petersburg'un dört beyaz gecesinde yaşanmış sade ve derin bir aşkın öyküsü. Sokakta tanışan hikayelerini paylaşan iki genç birbirlerini çok iyi anlarlar, çünkü farklı mekanlarda aynı duyarlılıkla benzer şeyler yaşamışlardır. İkisi de birbirlerinin hikayelerinin cazibesiyle sarsılırlar. Fakat ne yazık ki Nastenka'nın hayatına girmiş ve ruhunu kuşatmış bir aşk vardır. Öyle olduğu için gerçekte öyküsü olan ve öyküsüyle hayata galip gelen o olur. Muhatabı ise zaten bütün ömrünü yaşanmış o dört geceyle sınırlamaya razıdır...
'Beyaz Geceler' Dostoyevski'nin zamanı, mekanı ve olay örgüsünü sınırlı tutularak kahramanların iç alemlerinde alabildiğine derinleştiği 'klasik' bir 'Dostoyevski romanı'.

Yeraltından Notlar
Hayatını yabaniliğe varan bir yalnızlık içersinde geçiren bir adamın öyküsü Yeraltından Notlar. Mantık denen şeye bir tekme atıp, tüm matematikçileri cehennemin dibine yollamak isteyen çelişkilerle dolu garip bir adamın 'Yeraltı' diye isimlendirdiği kendi münzeviliği, ya da kendi karanlık bilincine çekilerek olayları ve insanları değerlendiren zeki, ama ne yazık ki zavallı birinin... Belki de Dostoyevski'nin yazarlık yöntemini kavramada bir anahtar görevi gören Yeraltından Notlar, insanı, hem kişisel hem de ruhsal değişimi ve çelişkileriyle ele alan güçlü bir Dostoyevski klasiği.

Kumarbaz
General'in evinde özel öğretmen olan Alexis Ivanovitch, sevgilisini borçtan kurtarmak için girdiği kumarhanede, kazanmak ya da kaybetmekten daha önemli bir şeyi, içindeki kumarbaz ruhu fark eder. Ve bu farkedişin ardından rulet masaları başında yitirilen işin, aşkın hatta bizzat hayatın öyküsü başlar....
İçi dünyamızın somut olmayan gerçekleri üzerinde yaptığı cesur tahlillerle dünya edebiyatına damgasını vuran Dostoyevski, sürgün yıllarının ardından kaleme aldığı Kumarbaz'da aşkın, ihtirasın ve paranın kurbanlarını resmediyor.

 

Suç ve Ceza
Kötülüğü ve kötülük sonucu insan vicdanın yaşadığı azapların her türlü hukuki cezadan daha etkin olduğunu anlatan, Dostoyevski’nin büyük eseri... Toplumdaki çarpık adalet anlayışını Raskolnikov karakteriyle irdeleyen Dostoyevski; kötülüğü ve kötülük sonucu insan vicdanının yaşadığı azapların her türlü hukuki cezadan daha etkin olduğunu ileri sürer. Raskolnikov'un öyküsü aslında biraz da her insan içinde var olan gizli bir yanının öyküsüdür.

Ezilenler
Timaş Dünya Klâsiği Serisi Dostoyevski'nin güçlü kaleminden çıkmış bu eserle daha da zenginleşti. Yazar Vanya, evliliğe bir adım kala, kendisini terk ederek bir prensin ardından giden nişanlısından ayrılmak zorunda kalır. Ve onunla dost olmaya karar verirler. Kısa sürede ayrılığın eşiğine gelen bu aşk öyküsünün yaralarını sarmaya çalışırken iz sürdüğü gerçekler, bir insanın değil, aslında insanlığın kaderinin öyküsünü çıkarır karşısına…
Hayatını, insan ruhunu en ince ayrıntılarıyla irdelemeye adayan Dostoyevski, Ezilenler'de, kaldırım taşları üzerinde yaşanmış, ayrı bedenlere bürünmüş benzer kader öykülerini anlatıyor. Hayatın tâ içinde cereyan eden dudak ısırtıcı olayları…

Amcanın Rüyası
Dostoyevski gibi dev bir yazarın mutlaka okunması gereken romanı. “Amcanın Rüyası”; aykırı bir yazarın gözünde Rus aristokrasisinin gerçek yüzü. 19. yüzyıl Rusya’sının taşrasında bir kır köşkündeyiz. Akıl sağlığı pek yerinde olmayan ama soylu olduğu için çevredeki zengin ve aristokrat aileler tarafından saygıyla karşılanan bir prens. yeğeni ve genç kızlarını Prensle evlendirmek suretiyle soylular arasına girerek sosyeteye karışma hayallerin kuran bir dizi taşra kadının garip ve komik öyküsü “Amca’nın Rüyası”.
Dostoyevski’nin sert ve kinayeli dili bu sefer Çarlık dönemi Rusya’sının kültürel yozlaşma içindeki Rus aristokratlarına yöneliyor. Fransız kültürüne özenti içindeki insanları en komik ve en zayıf halleriyle sergileyen Dostoyevski aynı zamanda güçlü bir aristokrasi eleştirisi sunuyor.


Netoçka Nezvanova
Netoçka Nezvanova, Dostoyevski'nin yazarlığının ilk döneminin ürünü. Yazarlığının son döneminde yazdığı ve her biri dünya klasiği kabul edilen romanlarındaki yalınlık ve içtenlik, Netoçka Nezvanova'da doruk noktasındadır. Dostoyevski, bu yalınlığı ve içtenliği yazarlığı boyunca korumuş, başarılarının diğer öğelerinin yanısıra bu ögede belirleyici olmuştur. İnsan ruhunun derinlikleriyle ilgilenen ilk yazar değil ama bu konuda yetke sayılan bir yazar olmasının kaynağı da bu ögedir. Bir şeye içtenlikle bakarsak doğru kavrarız. Bu doğru kavrayış, Dostoyevski'nin düşünsel ufku ve felsefi bilgileriyle yoğrulunca Netoçka Nezvanova'lar çıkıyor ortaya.


Budala
“Niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır.” Dostoyevski Budala’yı bu amaçla kaleme aldı ve peygamberimsi kahramanı Prens Mişkin’i böyle yarattı. Dostoyevski’nin en büyük dört romanından biri olan Budala, aynı zamanda gelmiş geçmiş en büyük aşk romanlarından biridir de. Bu dünyada iyi olmak mümkün müdür, yoksa bu biraz da budalalık mıdır? Bu başeserinde Dostoyevski’nin şeytani zekâsı iyilik ile kurnazlık, saflık ile günah, aşk ile inanç arasındaki tehlikeli bölgelere giriyor.
“İnsanlık komedyasının olağanüstü zenginliğine rağmen, Dostoyevski’nin kişileri hep aynı düzeyde, alçakgönüllülük ve gurur düzeyinde toplanır ve sıralanırlar... Dostoyevski’nin kadın kahramanları, erkeklerden de fazla kararlıdırlar gururlu olmaya, onları gurur harekete geçirir hep.”

 

Başkasını Karısı
Ruhsal çözümleme, ünlü Rus yazarı "Dostoyevski"nin hemen hemen tüm yapıtlarının ana eksenini oluşturur. "Başkasının Karısı", Dostoyevski'nin "Kıskançlık" üzerine kurduğu ve onun, ruhsal çözemlenin ustası olduğunu kanıtlayan uzun öykülerinden biridir. Dostoyevski, kitabın ikinci uzun öyküsü olan "Dürüst Hırsız"da ise bir terziyle bir hırsızın insani dramını aktarıyor


Ev Sahibesi
Dostoyevski, Ordinov'un Katerina'ya tutkusunu konu ettiği "Ev Sahibesi" adlı bu uzun öyküsünde, yine insan kişiliklerinin özlerine iniyor. Dostoyevski'nin bu derinlemesine arayışı klasikleşen bir uzun öykü yaratıyor "Ev Sahibesi" ile. Aşk arayışı ile düşsellik arasındaki ilişkinin irdelendiği bu uzun öyküde insan'ı buluyoruz karşımızda.


Ebedi Koca
...Öte yandan, böyle bir kadına uygun düşen ve bütün görevi bu kadına uygun düşmek olan bir koca tipi de vardı. Böyle bir kocanın asıl görevi 'ebedi koca' olmaktı, yani o hayatı boyunca kocadan başka bir şey değildi.
'Böyle adamlar koca olmak için doğup büyürler, kendilerine özgü karakterleri olsa bile evlenir evlenmez karılarının tamamlayıcısı oluverirler. Bu tip bir kocanın en belirgin özelliği alnındaki madalyalardır.
Boynuzlarının olmaması güneşin doğmaması demektir. Bu gerçekten habersizdirler, doğaları gereği habersiz olmak zorundadırlar


Öteki
Dostoyevski'nin gizem dolu bir romanı: Kahramanı memur Yakup Petroviç'in 'Olmasından korktuğu ve olacağını önseziyle anladığı şeylerin hepsi gözünün önünde bir bir gerçekleşiyordu...''Saçlarının başında dikleştiğini hissetti ve olduğu yerde kendini kaybetti. Yol arkadaşını tanımıştı: Bu adam kendisi, yani Yakov Petrovic Goladkin`den başkası değildi! Başka bir Goladkin olduğu halde tıpkı onun gibiydi, kısacası, her bakımdan onun eşiydi...' Bu güzel ve gizemli romanı Dostoyevski hayranları etkilenerek okuyacaklardır.


Batı Çıkmazı Puşkin Üzerine Konuşma
Puşkin üzerine konuşma Dostoyevski'nin 6 Haziran 1880'de Moskova'da Puşkin'in bir heykelinin açılışı münasebeti ile yaptığı konuşma metnini kapsamaktadır.
Bu konuşmasında Puşkin'in çeşitli özellikleri üzerinde durarak onun Rus milleti için taşıdığı milli değeri ifade etmeye çalışan Dostoyevski, o yıllarda Rus aydınları arasında yaygın olan batıcılığa karşı milliyetçiliği destekler.
Ona göre Rusya'nın kurtuluşu öncelikle kendi milli ve manevi değerlerine sahip çıkmak yolunda olacaktır. Halkına yabancılaşmış Rus aydını bu yoldu en büyük engeldir. Ünlü yazarın düşünceleri Türkiye ve benzeri ülkelerde de günümüze kadar süregelen batılılaşma hareketlerine açıklık getirmektedir


Bir Yazarın Günlüğü
Yirmi aralıkta karar verildiğini, Vatanperver dergisinin yayın yönetmenliğine getirildiğimi öğrendim. Ne var ki, bu büyük olay yani benim için büyük olan bu olay son derece sade bir biçimde olup bitti. Tam o gün, yirmi aralık günü Moskova haberleri dergisinde Çin İmparatorunun evlenme töreni üzerine bir yazı okumuştum; çok etkilemişti beni bu yazı. Görünüşte oldukça karışık olan bu parlak olay insanı şaşırtacak kadar sade bir biçimde olup bitiyordu; Bu törenin her şeyi en küçük ayrıntısına varıncaya dek, neredeyse iki yüz ciltlik törenler kitabında daha bin yıl öncesinden anlatılmış, belirlenmişti. Bu çok büyük olayla, Çin imparatorunun evlenmesi olayıyla, benim, derginin yayın yönetmenliğine getirilmem olayını karşılaştırınca, yurdumuzun kuruluşlarına karşı bir hoşnutsuzluk doldurdu içimi. Beni bu göreve böylesine kolay getirmelerine karşın, Vatanperver'i Çin'de yayınlamanın Prens Meşçerski ile benim için burada yayınlamaktan çok daha yararlı olacağını düşünmekten kendimi alamadım... (Kitabın İçinden)


Delikanlı
'Delikanlı' romanında evlilik dışı bir çocuğun, babasının sevgisini kazanmak amacıyla gittiği Petersburg'daki serüvenlerini anlatırken, diğer yandan Avrupa aydınının çöküşüyle Rusya'nın benzersiz ve yetkin kozmopolit yapısı arasındaki ikiliği temel alır.


Ecinniler
Varoluşçu felsefenin temel kaynaklarından biri kabul edilen ve birçok çağdaş dünya yazarını büyük ölçüde etkileyen Dostoyevski günümüzde en çok okunan 19. yüzyıl yazarları arasında ön sıralarda yer alır. İnsanın iç dünyasını, karmaşık yapısını, ikilemlerini olağanüstü bir açıklıkla yansıtan yazar modern roman anlayışı üzerinde yönlendirici bir rol oynamıştır. Patetik bir hava ve derin bir psikolojinin egemen olduğu yapıtları Dostoyevski'nin huzursuz, sinirli, aşırı duyarlı kişiliğinin izlerini taşır. Duygu ve ideolojinin büyük bir ustalıkla bağdaştırıldığı bir yapıt olan 'Ecinniler'de Dostoyevski nihilizmin, tanrısızlığın ve Batı düşüncesinin Rus devrimcileri üzerindeki olumsuz etkilerini sergilemiştir. (Arka Kapak)


İlyuşa
Ünlü Rus yazarı F.M. Dostoyevski'nin yalnız çocuklar için yazdığı özel bir kitabı yoktur. Ancak ünlü romanlarının bazılarında çocukları anlatan, çocuk öyküsü sayılabilecek bölümler vardır. Usta yazarın ünlü Karamazov Kardeşler romanından orjinalliği bozulmadan bölümler halinde alınarak düzenlenmiş bu öykü Çocuk Kitapları Klasikleri arasında seçkin yerini alacaktır. (Arka Kapak)


Natoçka İle Katya
Bu, hastalığımın ikinci ve son dönemiydi. Gözlerimi yeniden açtığımda üzerime eğilmiş bir çocuk yüzünü gördüm. Bu, benimle aynı yaşlarda bir kızdı. İlk yaptığım ona elimi uzatmak oldu. Ona ilk bakışımda nedense içime bir mutluluk, tatlı bir önsezi yayıldı. Bir an gözünüzün önüne en küçük bir kusuru olmayan, insanın gözünü kamaştıran, insanı heyecana düşüren, şaşkına çeviren, bakışlarınız onunla karşılaştığında karşısında Allah'a şükretmek isteğini duyacağınız, çok, ama çok güzel bir yüzü getirin. İşte bu, prensin kızı Katya'ydı. Moskova'dan yeni dönmüştü. Benim davranışıma gülümsedi. Duyduğum tatlı coşkudan zayıf sinirlerim gevşedi bir anda.
(Kitabın İçinden)

Tatsız Bir Olay
Bazı yazarların ustalığı bir kitabıyla da anlaşılır. Dünyanın en büyük yazarlarından olan Dostoyevski, Tatsız Bir Olay adlı romanında bu ustalığı kanıtlar. Bu romanda Dostoyevski, liberalizm rüzgarlarına kapılan bir Rus soylusunun bir geceye sığan serüvenini alaycı bir tarzla anlatır. Tatsız Bir Olay'ı okuyun seveceksiniz. (Arka Kapak)

 

VE SON OLARAK;

Eğer Dostoyevski olmasaydı, Kafka ve sonrası insan psikolojisi üzerine kurulmuş romanlar ve pek çok şey eksik kalırdı diye düşünüyorum. Altını çizmek istediğim bir şey daha var; Dostoyevski'nin asıl yaptığı edebiyatı etkilemek değil, insanoğlunun insan hakkındaki fikrini değiştirmekti. Derler ki, Shakespeare insanoğlunun kafasına karakter denilen şeyi soktu. Eskiden karakterler hakkındaki fikirler daha basmakalıptı. 'Burnu çarpık olan korkak olur,' 'gözü sarı olan daha çok yaşar' gibi görüşler vardı. İnsanoğlunun karakteri, ruhuyla ilgili fikirler Shakespeare'den evvel Aristocu bir cetvele dayanıyordu. Shakespeare bize bir üslup, bir çizgi ve bir ruh öğretti. Böylelikle bizler bir insan hakkında fikir edinirken 'nasıl bir karakter, nasıl bir tip' diye sormaya başladık. Shakespeare bize bu kadar derin bir bilgi kazandırdı. Dostoyevski de bu düzeyde bir yazardır. İnsan ruhu hakkında bize öğrettiği bilgiler, açtığı kapılar hayata ilişkin temel bilgilerdir ve bu bilgiler hâlâ bu kitapların içindedir. Bu bilgileri izlediğimiz televizyon dizilerinden, annemizin bize öğrettiklerinden almamız mümkün değil.Belki de Dostoyevski'nin canlılığını, tazeliğini korumasının en büyük nedeni de budur. Dostoyevski'deki bilgiler o kadar derin ve kuvvetlidir ki, her okuyuşumuzda bizi sarsar. Borges'in bir sözü vardır; "Her insan ilk kez denize girdiği günü ya da ilkokula başladığı zamanı hatırlar. Bir de ilk Dostoyevski okuduğu zaman hatırladığı sarsıcı etki vardır."

 

Yorum Yaz